17 Ocak 2009 Cumartesi

Blumia Nervosa

Bu süre içinde yeme kontrolünün kaybolduğunu hissederler. Suçluluk duygusuyla parmağıyla kendini kusturma, lavman, idrar söktürücü kullanma gibi yollara başvurabilir, hiç yemek yememe veya aşırı egzersiz yapma gibi dengeleyici davranışlarda bulunurlar.
Genellikle başlangıcı geç ergenlik dönemindedir. Bu kişiler normal veya hafif kiloludurlar. Bazen geçmişlerinde şişmanlık olabilir. Anoreksiyalı hastalardan farklı olarak daha dışa dönüktürler. Alkol bağımlılığı, depresyon, kaygı bozuklukları ve dürtüsel davranışlar sık eşlik eder.
Altta yatan bir kişilik bozukluğu olabilir. Bulimialı hastalar yardım alma konusunda daha açıktırlar.

Uzun süreli olgularda vücutta ilaç kullanımına bağlı sıvı dengesizlikleri, kusmalara bağlı yemek borusunda ve midede zedelenme ve yırtılma, tükrük bezlerinde büyüme, diş sorunları görülebilir.

Tedavi kişiyi psikoterapiye alarak yapılır ve sıklıkla aile terapisi de gerekebilir. Ciddi vakalarda ilaç tedavisi de uygulanabilir.
Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışma ve Psikiyatri Merkezi

http://www.ergenlik.org/
http://www.cocukpsikiyatrisi.net/
http://www.cocukvegenc.com/
http://www.dikkat-eksikligi-tedavisi.com/
http://www.dikkat-eksikligi.net/
http://www.cocuk-psikolojisi.com/

Çocuğun Yemek Alışkanlığı ve Anne Psikolojisinin Etkisi

Kendi duygusal sorunları nedeniyle gerginlik, sıkıntı, huzursuzluk yaşayan anneler bu durumu çocuklarına yansıtabilmektedir ve bunun sonucu olarak karşılıklı bir etki-tepki mekanizması devreye girer.

Bebeğin beslenmeye karşı isteksizliği annenin daha endişeli, gergin ve huzursuz olmasına yol açar. Anne bu ruh haliyle ya yeme işlemini fazla uzatır veya gereğinden erken keser ve bu da çocuğun daha fazla gergin ve sinirli olmasına yol açar.

2004 yılında yapılan bir çalışmada çocuklarıyla yeme sorunu yaşayan annelerin çocuklarıyla yakınlık kurma ve temas kurma gibi büyümeyi destekleyen davranışların azaldığını göstermiştir.

Başka çalışmalarda bu tip sorunlar yaşayan çocukların anneleriyle daha az kaliteli zaman geçirdikleri, daha az oyun oynadıklarını göstermiştir.
Çocuklar daha besleyici olması nedeniyle anne babaları tarafından belirli yemekleri yemeleri için zorlandıklarında tam tersi çocukta o besini yemeye karşı ilginin azaldığı bilinmektedir.

Bu tip zorlamalar çocukta açlık tokluk gibi sinyallerin algılanmasında da sorunlar ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Beslenme sırasında bazı annelerin yaptığı hatalardan biri de çocuk kendisi yiyebileceği halde çocuğu beslemeye çalışması ve çocuğun ellerini ve çevreyi kirletmesinden duyduğu kaygıyı çocuğa yansıtmasıdır. Bu tip davranışlar çocuğun özerklik duygusunun gelişmesini engelleyebileceği gibi, çocuğun da kaygı düzeyini arttıracak ve huysuzlaştıracaktır. Unutmamalıdır ki anne ve çocuk arasında yoğun bir duygusal bağ vardır ve annenin kaygısı çocuğa bulaşır.

Sonuç olarak yeme sorunları yaşayan bebeklerin anneleri önce kendi kaygı ve sıkıntılarıyla baş etmeyi öğrenmeli, çocukla yemek dışı paylaşımlarını arttırmalı, çocuklarının özerklik duygularının gelişmesini engellememeli ve kendilerininki de dahil belli bir yeme düzenin oluşmasını sağlamalıdırlar.

Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışma ve Psikiyatri Merkezi



http://www.ergenlik.org/
http://www.cocukpsikiyatrisi.net/
http://www.cocukvegenc.com/
http://www.dikkat-eksikligi-tedavisi.com/
http://www.dikkat-eksikligi.net/
http://www.cocuk-psikolojisi.com/

Çocuğum Yemek Yemiyor

Yemek yemek, çocuğunuzun önemli fiziksel ihtiyaçlarından biridir. Düzenli ve yeterli düzeyde beslenme çocuğunuzun sağlıklı büyümesi açısından öncelikli koşullardan biridir. Çocuğunuzun sağlıklı beslenmesi için almış olduğunuz yeşil ve vitamin dolu sebzelerle sırf sağlıklı beslensin diye saatlerinizi ayırarak hünerli ellerinizle hazırlamış olduğunuz o güzel tabağı önüne koyduğunuzda red cevabı almanız sizi çileden çıkarabilir. İşte burada sabırlı olmalı ve öfkenizi kontrol etmelisiniz. Hazırladığınız o güzelim yemeği yemiyor …peki bu durumda ne yapmalısınız?

1 - Öncelikle istediğimiz bu konuda onunla çok fazla inatlaşmamanız, genellikle bu durumda anne yemesi konusunda ısrarcı olmakta ve çocukla bir mücadeleye girmektedir. Yapılan bu tür müdahale ve mücadeleler çocuğu yemek gibi doğal bir ihtiyaçtan daha da uzaklaştırmakta ve anne-çocuk arasındaki uçurumu arttırmaktadır. Yemek yeme ile ilgili yaşanılan çatışma gün içindeki diğer çatışmalarınızın bir başlangıcını oluşturacaktır. Onunla inatlaşmayın , yemeğin doğal bir ihtiyaç ve rutin bir aktivite olduğunu ona konuşmalarınız ve davranışlarınızla gösterin. Ona bu konuda anne ve baba olarak doğru model olmalısınız.

2 - Yemek saatlerinde yemek masasında ailecek yer almalı ( yemek masasında herkesin belirli bir yeri olabilir) ve menüde yer alan yemekler ailenin tüm üyeleri tarafından sırası ile yenmeli, ( babanın yemek seçme veya pırasa yememe gibi bir özelliği varsa bu çocuk için yanlış bir model oluşturabilir)

3 - Yemek hazırlanmadan 10-15 dakika önce yemeği hazırlayacağınızı ona iletmelisiniz. Oyun aktivitesi veya uğraşısı bitmeden oyunun başından apar topar yemek masasına oturtulacak bir çocuğun yemek masasında mutsuz olması ve yemeğini yemeye tepki göstermesi beklenilen bir sonuçtur. Bu nedenle öncelikle onu sözel şekilde hazırlayın “Birazdan yemek yiyeceğiz” gibi, oyun aktivitesini ona göre ayarlamasını sağlamış olacaksınız, bu şekilde suç da sizden kalkacaktır, artık yemek masasında daha haklı olabileceksiniz.

4 - Yemek öncesinde yemeğin hazır olacağını söylemenize rağmen yemek masasına gelmeyen bir çocuğunuz varsa ; inatlaşmayın , siz ve diğer aile üyeleri masadaki yerlerinize oturun ve yemeğinize başlayın, onun bu davranışını görmemezlikten gelin ve onunla ilgilenmeyin, asla ve asla başka yemek alternatifi sunmayın, yemeği yemek masası dışında bir yere taşımayın. Unutmayın yemek sadece yemek masasında yenir ve doğal bir ihtiyaçtır. Bu durumda anneler genelde olaya duygusal yaklaşmakta ve bu tür çözümler üretebilmektedirler, bu tür alternatif çözümler çocuğunuzun bu problem davranışını pekiştirmekte ve sağlıksız beslenmesine neden olmaktadır. Unutmayın hiçbir çocuk açlıktan ölmedi.

5 - Diğer öğüne kadar bir yemek sunmayın ve bu konuda onunla konuşmayın, yemek saati dışında acıktığını vurgulayan bir çocuğunuz var ise “yemeklerimizi sadece yemek saatinde yiyoruz, yemek yerken seni de çağırmıştık , fakat gelmedin bu nedenle diğer yemek saatine kadar beklemelisin” şeklinde bir cevap vermeniz yararlı olacaktır. Fakat bu olayı dramatize etmemeye özen gösterin, sadece onunla konuşun ve yapmanız gereken aktiviteye geri dönün, bir dahaki öğünde güzel yemekler hazırlayacağınızı ifade edin ( sevdiği birkaç yemek yapabilirsiniz: alıştırma aşaması) .

6 - Bu yaş döneminde yaptırmak istediğiniz tüm davranışlarda oyun ve eğlenceyi kullanmalısınız. Çocuğun dünyasına giden en kısa yol oyundur. Hazırladığınız o güzel tabaklarda bir gülen yüz, bir çocuk şekli olması ( bu şekle bir isim de takabilirsiniz) çocuğunuzu yemek yemeğe motive edecektir.

7 - Yemek yeme çalışmalarının başlangıcında menüyü hazırlarken çocuk doktorunuzun vermiş olduğu listeden çocuğunuzun sevdiklerini seçmeniz yararlı olacaktır. Tabağına yemeği koyarken ne kadar istediğini sorabilirsiniz, böylece yemek miktarını kendi tercih etmiş olduğunda kendi tabağından da sorumlu olacaktır. Tekrar istediğinde verebileceğinizi ifade edin. Masadaki diğer aile üyeleri tabaklarındaki yemeği bitirme konusunda doğru model olmayı unutmamalıdırlar. Yemeğini yerken sürekli “yemeğini ye!” gibi komutlar vermemelisiniz, biliyorsunuz yemek yemek doğal bir ihtiyaç ve uyarıya gerek yok . Bu davranışınızla çocuğunuz daha çok dikkat çekmeye çalışabilir ve yemek yeme konusunda sizinle daha fazla inatlaşabilir.

8 - Sevmediği bir yemeği zorla yedirmeye çalışmayın. Onun da bir damak tadı olduğunu unutmayın, aynı vitamini verebilecek bir başka yemeği menüye ekleyebilirsiniz. Yemek yememesi ile ilgili hassasiyetinizi ona belli etmeyin bunu kullanmaya başlayabilir.

9 - Yemek sonrasında birlikte eğlenceli birkaç aktivite planlayın, yemeğini bitirmek için böylece onu motive edebilirsiniz. Yemek sonrasında maddi ödüller sunmamaya özen gösterin, Çünkü yemek yemek normal ve olması gereken bir davranıştır. Bunun için bir ödül anlamsız ve yararsızdır. Bunun için en büyük ödül mutlu olduğunuzu ona göstermektir.
Çocuğunuz hastalık döneminde ise iştahında bir azalma görülebilir, bu durumda çok fazla ısrarcı olmamalı ve çocuk doktorunuzla birlikte hareket etmelisiniz. Çocuğunuzun beslenme ile ilgili problemleri uzun süre devam ediyorsa ve kilosunda belirgin düzeyde bir azalma söz konusu ise çocuk doktorunuza götürmeniz gerekmektedir.

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışma ve Psikiyatri Merkezi


http://www.ergenlik.org/
http://www.cocukpsikiyatrisi.net/
http://www.cocukvegenc.com/
http://www.dikkat-eksikligi-tedavisi.com/
http://www.dikkat-eksikligi.net/
http://www.cocuk-psikolojisi.com/

Gece Oburluğu

Eğer çocuğunuz, geceleri yatağınızdan yoğun bir açlık hissiyle uyanıyor ve bir şeyler yemek için doğru mutfağa gidiyorsanız siz de bir yeme bozukluğu olan “Gece Yeme Sendromu”ndan muzdarip olabilirsiniz. Bu durumdaki kişiler sabah kahvaltısı için iştahsızken, aldıkları günlük kalorinin yarısından fazlasını akşam yemeğinden sonra tüketmekte ve gece uyanıp en azından gecede bir kez tatlı, kurabiye gibi yüksek karbonhidratlı yiyecekler atıştırmaktadırlar. Şikayetlerin en az üç aydır devam ediyor olması da tanı koyulmasında gerekli bir kriterdir.

Araştırmacılar gece oburluğu olarak da adlandırılan bu yeme bozukluğunda rol oynayan üç hormondan söz etmektedirler. Bunlardan birincisi uykuya dalmada ve uykuyu sürdürmede yardımcı olan Melatonin hormonudur. Bu hormonunun gece oburluğu olan kişilerde anlamlı olarak azaldığı gösterilmiştir. Benzer olarak iştahı azaltan hormon olan Leptin’in de normal seviyelere yükselmemekte ve açlık duygusu kişiyi uykudan uyandıracak düzeyde fazla hissedilmektedir. Bunun yanı sıra stres hormonu olarak bilinen kortisol seviyeleri de yükselmektedir.

Bu kişilerin akrabalarında da gece yeme sorunlarına sık rastlanması nedeniyle kalıtsal faktörlerin önemli rolü olduğu düşünülmektedir. Sadece genetik değil psikolojik ve duygusal sorunlar da bozukluğun oluşumunda rol oynar. Gece oburluğu sanılanın aksine sadece fazla kilolu ve obez kişilerin sorunu değildir ancak bu grupta daha fazla rastlanmaktadır. Araştırmacılar dünya nüfusunun yaklaşık %1.5 ve obez kişilerin dörtte bir kadarının gece oburu olduğunu göstermektedir.

Gece oburluğu sorunu yaşayan kişilerin bir uzmana başvurmaları faydalı olacaktır. Tedavide ilaç, diyet düzenlemesi gibi yöntemler uygulanmaktadır. Özellikle uykuyu düzenlemede önemli olan triptofan amino asidinden zengin hindi eti ve yer fıstığı yenmesinin faydalarından sözedilmektedir.

Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışma ve Psikiyatri Merkezi


http://www.ergenlik.org/
http://www.cocukpsikiyatrisi.net/
http://www.cocukvegenc.com/
http://www.dikkat-eksikligi-tedavisi.com/
http://www.dikkat-eksikligi.net/
http://www.cocuk-psikolojisi.com/

Anoreksia Nervosa

Kişiyi zayıf olma adına ölesiye açlık sınırına getiren çok ciddi bir bozukluktur. Bu hastalıkta kişi beden ağırlığı olması gereken sınırın altında olmasına rağmen kilo almaktan veya şişman biri olmaktan aşırı derecede korkar. Burada kişinin kendi vücut ağırlığı veya biçimini algılamasında ciddi bir bozukluk vardır. Hastalık erken dönemde tedavi edilmediği takdirde hastaneye yatmayı gerektirebilecek düzeyde tehlikeli ve ölümcül bir durumdur.
Kız cinsiyette erkeklere nazaran 10 ile 20 kat daha fazladır. En sık ergenlik yıllarının ortalarında başlamakla birlikte erken yirmili yaşlarda da başlayabilir. 13 yaşından sonra hastalığın sıklığı hızla artar. Görülme sıklığı % 0,5 ile 1 arasında değişmektedir.


Bu hastalığa sahip gençler kilo alma kaygısıyla iki çeşit davranış gösterebilirler. Bir grubu önce tıkınırcasına yer daha sonra kusarlar veya idrar söktürücü, barsak boşalımını hızlandırıcı ilaçlar kullanabilirler. Diğer grup ise yiyeceklerini kısıtlarlar, mümkün olan en az kaloriyi alırlar. Her iki tip de aşırı egzersiz yapabilirler. Bu hastaların iştahları eğer bir depresyon eşlik etmiyorsa ve hastalığın ileri dönemlerinde değilse genellikle normaldir. Bu hastalar yiyecekleri saklama, ceplerinde yiyecek taşıma, tabaklarındaki yemekleri düzenleme, yiyecek çalma gibi davranışlar gösterebilirler. Zihinleri sürekli yemeklerle meşgul olabilir ve yemek tarifleri alır, özenli sofralar hazırlarlar.
Bu kişiler genellikle katı ve mükemmeliyetçi bir kişilik yapısına sahiptirler. Sıklıkla içe dönük ve sinirlidirler. Okul hayatlarındaki başarı hastalığın geç dönemlerine kadar genellikle iyidir. Hastalar semptomlarını kendini özel yapan şeyin temeli olarak görürler. Genellikle tedaviyi reddederler. Hastalıkla birlikte takıntılı davranışlar, depresyon ve kaygı bozuklukluğu sık görülür. Ergenlik öncesi başlayan olgular çocukta kilo artışının beklenen düzeyde olmaması ve çocuğun puberteye girmesinde gecikme ile kendini gösterebilir.

Hafif vakalar ayaktan takip edilebilirken ağır kilo kaybı olanların hastane yatışı gerekir. Kilo kaybının ağırlaşmasıyla birlikte vücut sıcaklığında düşme, ödem, sıvı dengesinde bozulma, kalp atımında yavaşlama, kalpte ritm bozuklukları, kıllanma, hormonal düzensizlik, adet düzensizlikleri, kısırlık, kemik erimesi, kıllanma artışı, midede genişleme görülebilir.

Tedavisi psikoterapi, aile terapisi, ilaç tedavisi ve gereğinde hastane yatışı ile yapılır.

Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

Çocuk ve Genç
Psikolojik Danışma ve Psikiyatri Merkezi

http://www.ergenlik.org/
http://www.cocukpsikiyatrisi.net/
http://www.cocukvegenc.com/
http://www.dikkat-eksikligi-tedavisi.com/
http://www.dikkat-eksikligi.net/
http://www.cocuk-psikolojisi.com/